27/9/2008 · Kategori: Aska Dair

hani vurmazlardı güvercinleri...
yitik medeniyetlerde ne arar güvercin
kanadında üç karanfil yarası
terkisinde gücü kalemin
çırpıntısı ne arar
kabus bir yerlerde mezada çıkar da
gizlice
en soğuk ve en bilinmezin eliyle
hep kör bakar sokağın çıkmaz yanı
bugüne acılar geçer dünden
bir lahza bile dinmeden korkular
usulca yaşlanmış çağa sızar cehalet dumanı
(zulme tutsaklığı yazar karanlık)
tanımaz mıyım o kalabalık sessizliği
tınısında sonsuz bilgeliği söylerken şarkılar
yüreğe işleyen adım adım
alaz cana sığmıyor
anladım
ah yaşamın dibine vuran aydınlığım
ki sarmalardı yorgun nefesleri
evreni şefkatle karşılardı
bir siyahın şaşkınıyım
bağışla rüzgâr
27/9/2008 · Kategori: Aska Dair
Belki bu kadar koymazdı qidişin! Adam qibi bir veda etseydin bana belki kırmazdım bende senin kalbini. Yaşadık ve bitmesi qerekti aslında deqildi ama..neyse amasını boşver madem bitecekti madem ayrılık olacaktı sonunda yaşadıklarımıza yakışır olsaydı terk edişlerimiz. Sen bana düşman ben sana kırgın olmasaydık bunca şeyden sonra. En azından yolda birbirimizi qörüpte deqiştirmeseydik yolumuzu. Bari yılda bir selam verseydik eski qünlerin hatırına ne biliyim beklide arkadaş olsaydık yada bir dost yada her neyse işte ama düşman değil. Biz senle qözyaşlarımızı paylaştık acılarımızı sırlarımızı bölüştük. Vücutlarımızı kenetledik qün qeldi,qün qeldi ellerimiz birleşti qözlerimiz konuştu birbiriyle. Yasakta olsak biz vardık bir zamanlar. Sen vardın bana deqer veren ve ben vardım seni çok seven. Bari sözlerimize sadık kalsaydık iyi hatırlasaydık birbirimizi. Kim bilir belki o zaman kızmazdım sana ellere qittin diye yada sen kızmazdın bana yaşananlar için.Kırmazdık belki o zaman birbirimizi.Ayrılık vardır acıdır ama esas koyan yaşananları unutmaktır bir anda.
Bana da koyan qidişinden çok nasıl qittiqin belki de. Sana vermeye çalıştığım onca şeyi unutup düşman yerine konmak zoruma giden belkide. Sana kötü anılar yaşatan insanları bile çıkartmamışken dünyandan sana hep yardımcı olmaya çalışan iyi şeyler katmaya çalışan kötü qününde yanında olmaya çalışan beni bir anda düşman yapman bir anda silip atman en çok zoruma qiden aslında. Bir zamanlar seni seven biri sana zarar verirmi söyle sana kıyabilirmi. Çokmu fazla bu sitem söyle şimdi bana. Bir selam beklemek senden bir haber almak çokmu. Derdim ya deqer dilde deqil yürekte olur şimdi o deqeri beklemek istemek çokmu. Onca yaşanan güzel şeylerden sonra arkadaşça selamını beklemek çokmu.
Nefretin deqil düşmanın hiç deqil yada yürek sızın baş belan olmak deqil isteqim. Yada qeri dönmeni beklemek benim olmanı istemek tekrar bu deqil içimi yakan beni çare aratan.
Bir vedayı çok görmen birde hak etmediğim gibi davranmandı bana koyan.
"qit qit ama qidişinde qelişin qibi qüzel ve onurlu olsun.."
21/9/2008 · Kategori: Aska Dair

İçim acıyor... Geçer elbet, geçer de,
anlamsız bir yer de, unuttuğumu
sandığım bir yer de , yeniden sızlar.
Ama varsın sızlasın, sızlamadı mı;
kocaman sevilmiyor ki… "
Ne yapacağını bilememek ne kadar kötü
bir durum.
Beyaz bir ışık arıyorsun
bazen, görüyorsun...
Siyahın yoğunlu eritiyor ışığı yine kör
oluyorsun...
Nerdesin sen şimdi kim bilir? Neler
yapıyorsun? özlüyor musun beni?
Biliyor musun ben geceleri hep seninle
konuşuyorum uzun uzun.. Seni Seviyorum
diye
haykırıyorum. Dünya umurumda değil.
Takmıyorum, düşünmüyorum hiçbir şeyi...
Sadece seni, sadece seni düşünuyorum ve
ağlıyorum!!! Sırf senin yanında
olamadığım için ağlıyorum...
Bırakıp gittiğin, tüm kapıları yüzüme
kapadığın günden beri aylar geçti...
Aylar geçti ama içimdeki sevgin hiç
bitmedi… Beni sevmediğini,
önemsemediğini bilmeme rağmen
büyüttüm sevgimi.
Ama bu gece Vazgeçiyorum Senden...
Ben seninle olmak, seni yaşamak
istiyordum...
Ama izin vermedin...
Bilmiyorsun ki geç zamanlar vardır... Ne
yapsan affedilmeyecek, ne yapsan boş... işte şuan, o an...
Korkma, seni artık sevmiyorum….
21/9/2008 · Kategori: Aska Dair

En kötü ihtimalle ben bir yalnızlığının saçına dolar ellerimi, kaybolurum salkım saçak...
Kalabalık bir yalnızlıkta, baş başa sakin, sessiz, bir öksüz edayla dolaşırım.
Aşkın affına sığınsam da affedilmem biliyorum döner dururum pervane gibi, kapısında dilenişim olur...
Vazgeçip yıldızlardan aya değdi ellerim bu gece
Geceye değer gözlerin, hüzün irkilir...
Hüzün de düştü ellerimden, tenhadayım üşüyorum...
Süslü yalanlar, yalandan bozma hikaye... Sevdası kadar sahtedir pişmanlığı bu kentin
Yoksul hayallere yardım toplanır ruhumdan habersiz,
Oysa benim uyku denizinde yüzerken bir rüya ayaklarımı kanattı
Kalbinin ellerindeyim, zifiri karanlık zindanındayım,
Sen kadar anlamlı bir yalnızlıkla düşüyorum yüreğinin coğrafyasına,
Hangi hayalin elinden tutsam kırılır buzdan parmakları,
Adını, yalnızlık makamında hecelerimle gecenin sessiz varlığında alırım yerimi...
Hep bekleyen olmak ne acı; "bekleme salonu yalnızlığındayım"
Çığlıklarımı duymak için kulak kesilmiş yaratıklar, şimdi nerdeler?
Bedenimde ki yara izlerini daha mı kanatmak isterler?
Asimile bir vurgun, kırgınlıklar kadar saçmalık...
Özlemler kırık dökük bir cami avlusunda biriktirilir ki dualara değer can kırıkları,
Gece sinmiş; yalnızlığımın geleceği silinmiş, geçmişi izsiz...
Şiddetli telkinlerle kapıyı açmaya çalışanların elleri, düşmez mi geceye?
"Kapıyı açamadığım için üzgünüm"...
Yalnızlık; çok basit; "yalnız bir yalnızlık" hepsi bu...
Son basamağındayım yalnızlığın düşüyorum...
İfadesi alınmış yalnızlığın bertaraf edilmiş sol kesiğiyim...
Düşlerimi ateşe veriyorum bir kibritin ucunda;
Güle güle yalnızlığım , güle güle masalımda ki son yalan...
Güle güle..
21/9/2008 · Kategori: Aska Dair

Yalnızım...
Bunca acı tek bir söze nasıl sığabiliyordu...
Aldım bu sözü dudaklarınızdan,
saplayıp kalbimi onunla parçaladım...
O söz ki;
rengi,yarım kalmış aşkların tarifsiz esmerliğine kaçıyordu...
O söz ki;
sapladıkça kalbimin her parçasına yüzünüzü yeniden çiziyordu...
Şimdi içimde binlerce yüz oldunuz...
Şimdi içimde binlerce siz oldunuz...''
Yalnızsınız...
Bilseniz ne kadar suçluyum bunun için...
Bilseniz ne kadar acı çekiyorum...
Çünkü sevgim çekip alamıyor sizi derin ıssızlığınızdan.
Oysa ben sizi, sizden önce gözlerinizdeki o ıssızlıktan dinledim.Sözlerinizden de önce...Benimle ölmeye hazır sesinizden bile önce...
Yalnızsınız...
Bilseniz ne kadar da çaresizim buna çare olamadığım için...
Oysa en çok sizde soluk alıp veriyorsunuz diye sevdim ben yaşamı.
Yaşamın ona kendinizi eklediğiniz yerlerini sevdim en çok.
Dokundukça çoğalttığınız,sevdikçe çoğaldığınız yerlerini...
Bu şehirden her ayrılışınızda arkanızda bıraktıklarınızı topladım birer birer.Oturduğunuz çay bahçelerinden,yürüdüğünüz sokaklardan,ıslandığınız yağmurun damlalarından topladım sizi.
Vitrinlerde unuttuğunuz dalgınlığınızı,hiç tanımadığım bir kızın su yeşili gözlerinde bıraktığınız mısralarınızı...
Bir bunları,bir de her ''sevgilim'' diyişinizde içimde binlerce çiçek açtıran o büyülü sesinize sarılıp uyuyabildim ancak,düşlerime dar gelen tek kişilik yatağımda.
Yalnızsınız...
Bilseniz ne kadar suçluyum bunun için...
Ah bir bilseniz,ne kadar çok acı çekiyorum...
N'olur affedin beni::
Böyle büyük bir aşkla severek,size en büyük acımasızlığı ben yapıyorum...
Affedin beni...
Sevgili...
Cezmi Ersöz 'ün ''Şizofren Aşka Mektup'' adlı romanından alıntı ...
21/9/2008 · Kategori: Aska Dair

Ruhum istemiyor, ayaklarım sürüklemiyor.. Girilmesi gereken yere doğru atılan her adım boşluğa uzanıyor hissini veriyor.. Dönüp ardıma baktığımda ellerimden kayıp giden yaşamın gözyaşları düşüyor gölgeme..Düşünüyorum, düşünüyorum.. kendimi avutmak için bulduğum nedenlerin hepsi anlamsız geliyor..Bir şeylerin bittiğini bile bile, sona ermişliğin külleri savrulurken hangi ateş ile avutabilir ki insan kendini? Kendimi oyalama adına buluğdum oyunlar bir süre sonra sıkıyor, sayfalarında kaybolduğum kitaplar anlamsızlaşıyor ve dahası, kendimi dinleme molalarım canımı sıkmaktan başka bir işe yaramıyor..
Sen ise sanki kendine duvarlar örüyorsun.. Sırrını kimseye vermek istemeyen ustalar gibisin.. O kadar sağlam ki duvarların, biliyorum ne kadar ararsam arayayım içine girebileceğim bir kapı bulamayacağım.. Olsun diyorum.. Duvarlarını beyaza boyayıp, çiçekler ekiyorum.. gözlerimi kapıyorum beyazlar siyaha dönüyor..Çiçeklerim ise büyümüyor.. Dikenler bitiyor duvarlarının topraklarından.. siyahlar ağlıyor, yeşiller soluyor..
Sen susuyorsun..
Kendime yalanlar söylüyorum, yalanlarıma kendim bile inanmıyorum.. Yalan düşlere akıyor, düşler yalana sarılıyor.. gerçekleri görmezden geliyor, kendime kör muamelesi yapıyorum.. Gözbebeklerim öldükçe karanlıklar büyüyor ve içimde durmaksızın bir şeyler bitiyor.. Biliyorum
Sokağıma gece düşünce içimdeki tüm ışıklar sönüyor.. Ellerimin arasından kayıp gidiyorum.. kendimi bile tutmaya mecalim yok.. Gözlerim gökyüzünde, ellerim sana doğru uzanıyor.. Hayır, düşüyorum kurtar beni demek için değil ellerimi uzatışım..Sadece.. sadece sana dokunmayı özlediğimden..
Eksik bir şey var mı, neden bu tarifsiz keder hayatımda dedikçe yalnızlığım değiyor dudaklarıma, konuşamıyorum.. Uzayan geceye çektiğim perdelere rüzgar çarpıyor.. Bilmediğim diyarlardan gelen soğuk iklimler doluyor hücrelerime..İçimi ısıtmalıyım diyorum ve çok sevdiğim çayı demlemek için ayağa kalktığımda çay kavanozuna yalnızlığımı doldurduğumu unutmuş olduğumu hatırlıyorum..
Soğuk mermerlerden yaptığım eşiğe diz çökerken duvarlar yükselmeye başlıyor yeniden.. Bir sırada ben örmek istiyorum kendi mabedime, gel gör ki hayat ile yarışamıyorum..
Ben bir sıra ördükçe, hayat beş sıra örüyor
ve duvarlar ,
yükseliyor
yükseliyor..
yükseliyor..
Yıldızların yolladığı ışıklar bile sızamıyor surlardan..
Beklediğimin gelmeyeceğini bilen bekleyişim sessizce yanıma geliyor.. Birlikte geçmişi yad ederken, çok zamandır kumdan kaleler yapıp bir dalganın gelip kaleyi benden alışını beklemediğimi hatırlıyorum.. Ne çok zaman geçmiş deniz kabuğu toplamayalı.. Çıplak ayaklarımı kuma değdirmeyeli sanki asırlar geçmiş gibi..
Kim bilir kaç yağmur damlasını öpmedi saçlarım.. Arayıp sormadığım ay ışığı tenime küsmüş olmalı.. O kadar sessizleşmiş ki hayallerim, inceltilmiş yalnızlık nağmeleri yankılanıyor kulağımda..
Biliyor musun; Sana zamansız ve anlamsız seslenişlerimde sorduğum sorulara beklediğim hiçbir cevap yok aslında...